Salı 20.00

Mehmed: Fetihler Sultanı Bölümleri

79. Bölüm
79. Bölüm

Osmanlı karargâhının ormanlık bölgesinde kurulan pusu, şehzadeleri ve sipahileri ölümle burun buruna getirir. Ok yağmuru altında kalan ordu zor anlar yaşarken, Şehzade Mustafa’nın cesareti sahadaki dengeleri değiştirir. Sultan Mehmed’in yetişmesiyle baskın püskürtülür; ancak yaşananlar sadece savaş meydanında kalmaz. Mehmed’in Mustafa’ya duyduğu gurur, Beyazıd’ın içinde büyüyen bir kırılmanın habercisi olur. Saray içinde ise görünmeyen bir kriz derinleşmektedir. Mehmed’in güven duyduğu Radu üzerinden yürüttüğü plan, Mahmud Paşa’nın ani kararıyla altüst olur. Radu’nun vurulmasıyla dengeler değişirken, bu hamlenin devleti korumak mı yoksa büyük bir hataya sürüklemek mi olduğu sorgulanmaya başlar. Mahmud Paşa’nın bu kararının bedeli ne olacaktır? Vlad’a karşı cephede yeni bir kapı aralanır. Onun yanından kaçan Süleyman’ın getirdiği bilgi, Targovişte Kalesi’nin en büyük sırrını ortaya çıkarır. Mehmed, bu kritik bilginin peşine düşerken Evrenosoğlu ve Bali Bey’i görevlendirir. Ancak bu hamle, Vlad’ın kurduğu daha büyük bir oyunun parçası olabilir mi? Vlad’ın hain planı amacına ulaşacak mı? Vlad ise savaşın kurallarını tamamen değiştirecek bir planın peşindedir. Vebalı hastaları yeniçeri kılığına sokarak Osmanlı ordugâhına sızdırmak ister. Amaç yalnızca hastalık yaymak değil, karanlıkta dostu düşmana kırdırmaktır. Gece yarısı başlayan bu sinsi saldırı, ordu içinde büyük bir kaosa yol açar. Bu sırada Mehmed’in verdiği tek bir emir dengeleri yeniden kurar. Ancak asıl tehlike henüz ortaya çıkmıştır. Vlad’ın, yeniçeri kılığıyla bizzat ordugâhın içine sızması, hesaplaşmayı çok daha tehlikeli bir noktaya taşır. Mehmed ile Vlad’ın göz göze geldiği o an, yaklaşan büyük yüzleşmenin habercisidir.

76. Bölüm
76. Bölüm

Sultan Mehmed, sefer için hazırlıkları hızlandırırken, Mahmud Paşa’dan kısa sürede büyük bir kaynak bulmasını ister. Bu arayış, devlet içinde dengeleri hareketlendirecek önemli bir adımı da beraberinde getirir. Sefer öncesi sancak beyleri ve tekke şeyhleri bir araya gelir. Molla Gürani’nin sözleriyle birlikte güçlü bir birlik havası oluşur. Yaklaşan sefer öncesi ortaya çıkan bu dayanışma, sarayda da etkisini hissettirmeye başlar. Ancak saray içinde başka bir hareketlilik vardır. Gülşah Hatun ve Bahar Hatun’un, Şehzade Mustafa ve Bayezid adına yaptığı hamleler, Mehmed’in sert tepkisine neden olur. Şehzadeler arasındaki denge giderek hassas bir hale gelir. Bu adımlar, Şehzade Mustafa ile Bayezid arasındaki dengeyi nasıl etkileyecek? Öte yanda Vlad yeniden sahneye çıkar. Macar Kralı Mattias’ın serbest bıraktığı Vlad, Eflak’a dönerek tahtını geri almak için harekete geçer. Attığı adımlar, bölgede korku ve belirsizliği artırırken, hedefinde yalnızca düşmanları yoktur. Vlad’ın yeni hamlesi ne olacak? Bu gelişmelerin ortasında Bahadır Paşa, geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalır. Hatice ve oğlu Ahmed’i kurtarmak için çıktığı yolda, kendisini hiç beklemediği bir durumun içinde bulur. Bahadır Paşa’nın Hatice ve Ahmed’i kurtarma yolculuğu nasıl bir sürpriz gelişmeyle sonuçlanacak? Radu ve akıncılardan gelen haber İstanbul’a ulaşır. Mehmed’in Divan’da öğrendiği bu gelişme, yaklaşan tehlikenin boyutunu gözler önüne serer.

75. Bölüm
75. Bölüm

Bosna’da kurulan tuzak, Osmanlı otağına kadar uzanan büyük bir kırılmanın fitilini ateşler. Çiçek Hatun’a yapılan hain saldırı, yalnızca bir cana değil, görünmeyen birçok gerçeğin de ortaya çıkmasına sebep olur. Şifahanede verilen mücadele sürerken, bu hadise Mehmed’in hayatında ve saray dengelerinde yeni bir dönemin kapısını aralar. Çiçek Hatun’un ağır yaralanması nelere sebebiyet verecektir? Ölümden dönen Vlad, oyunun dışında kalamaz; oyunu yeniden kurmak ister. Ancak Macar sarayında beklediği desteği bulamaz. Fakat Vlad için esaret, bir son değil bir fırsattır. Sessizliğinin ardında yeni bir plan, yeni bir intikam büyümektedir. Vlad’ın yeni hamlesi ne olacaktır? Eflak’ta tahta çıkan Radu, gücünü ilan ederken en büyük tehdidin hâlâ ortadan kalkmadığını bilir. Geçmişten gelen gölge, her adımını takip eder. Vlad’ın yaşadığı ihtimali, kurduğu düzeni sarsmaya yeter. İki kardeş arasındaki bu hesaplaşma artık kaçınılmazdır. Vlad’ın dönüşüyle Radu arasındaki gerilim nereye varacaktır? Savaş meydanındaki hesaplaşma devam edecek midir? Osmanlı sarayında ise başka bir mücadele başlar. Mahmud Paşa ile Şehzade Bayezid arasında yükselen fikir ayrılığı, devletin geleceğine dair derin bir çatlağın işaretidir. Güç mü, merhamet mi? Bu sorunun cevabı yalnızca sarayı değil, Osmanoğlu’nun kaderini de belirleyecektir. Bosna’da kurulan yeni düzen ve Zağanos Paşa’nın diplomatik hamlesi, Osmanlı’nın kudretini bir kez daha gösterir. Ancak bu zafer, yaklaşan fırtınanın öncesindeki sessizlik midir? Yoksa daha büyük bir savaşın habercisi mi?

74. Bölüm
74. Bölüm

Sultan Mehmed’in savaş meydanında Vlad’la yüzleşmesiyle başlayan bölüm, nefes kesen bir hesaplaşmaya sahne olur. Vlad’ın tamamen köşeye sıkıştığı anda, Katerina’nın gözü karalığı her şeyi değiştirir. Kendi askerlerini ve Vlad’ı feda etmeyi göze alarak topçulara ateş emri verir. Meydanı sarsan büyük patlama bir anda can pazarına dönüşür. Ortalığı kaplayan toz ve dumanın içinde Vlad, Pedri’nin yardımıyla izini kaybettirerek kaçmayı başarır. Sultan Mehmed ise hiç vakit kaybetmeden Bahadır Paşa ve akıncılarına emir verir: Vlad yakalanacaktır. Bosna’nın Fethi ve Adalet Nizamı Sultan Mehmed, Yayçe Kalesi’ne ihtişamla girer; ancak bu zafer yalnızca bir fetih değil, bir düzenin başlangıcıdır. Bosna halkına can, mal ve inanç güvenliği sözü verir. İlk divanını toplayarak fethin kalıcı olması için önemli kararlar alır: Bosna halkı beş yıl boyunca vergiden muaf tutulacak, bölgenin imarı derhal başlayacaktır. Ancak asıl mesaj, bir çeşme başında verilir. Bosnalı kadınlara saygısızlık eden iki yeniçeri, bizzat Sultan Mehmed tarafından falakaya yatırılır. Bu sahne, adaletin kimseye ayrıcalık tanımadığını açıkça gösterir. Bu adalet karşısında etkilenen Boşnaklar (Bogomiller), çocuklarının Osmanlı bürokrasisi ve ordusunda yetişmesini talep eder. Sultan Mehmed bu talebi kabul eder ve onlara “Evlad-ı Fatihan” unvanını verir. Artık Bosna, yalnızca fethedilmiş bir toprak değil; Osmanlı’nın bir parçasıdır. Vlad… Ağır yaralı Vlad, Katerina ile birlikte dağların derinliklerine, karanlık mağaralara sığınır. Ölümle yaşam arasındaki ince çizgide, Katerina’nın aldığı karar Vlad’ın kaderini belirler: Yarasını kızgın bir hançerle dağlayarak onu hayatta tutar. Peşlerindeki Bahadır Paşa ve Bali Bey ise iz sürmeye devam eder. Geçmişten gelen hesaplaşma, bir uçurumun kenarında son bulur. Vlad, son bir umutla Bahadır’ın merhametine sığınmak ister… Ancak Bahadır Paşa’nın cevabı nettir. Bahadır Paşa Vlad’ı yakalayabilecek midir? Rose HatunSultan Mehmed’in davetiyle Bosna’ya gelen Rose Hatun, barışın ve dönüşümün anahtarı olabilecek bir adım atar. Babasının dostu Papaz Aron’u, Azize Meryem Kilisesi’nin camiye çevrilmesi konusunda ikna etmek ister. Ancak bu ziyaret, bir uzlaşma değil, bir ihanetle sonuçlanır. Aron’un, Katerina ile iş birliği içinde olduğu ortaya çıkar. Kurulan tuzakta Rose Hatun, karnından hançerlenerek ağır yaralanır. Olay yerine yetişen Sultan Mehmed, Aron’u etkisiz hale getirir. Rose Hatun yaşayacak mıdır?

73. Bölüm
73. Bölüm

İshak Paşa, sağlık sorunlarını gerekçe göstererek görevinden ayrılmak ister. Sofya’daki Osmanlı karargâhında toplanan Divan-ı Hümayun’da kritik bir görev değişimi yaşanır. Devletin zirvesinde alınan bu karar, yaklaşan büyük seferin kaderini doğrudan etkileyecektir. İshak Paşa’nın akıbeti ne olacaktır? Sadrazamlık mührü kime verilecektir? Vatikan’dan gelen haberle Papa’nın öldüğü öğrenilir. Bu gelişme Haçlı ittifakı içinde yeni bir güç boşluğu ve dengesizlik yaratırken, Macar Kralı Mattias’ın kendi çıkarları doğrultusunda Bosna’ya Osmanlı’ya karşı kullanılmak üzere gelişmiş toplar ve silahlar gönderdiği görülür. Papa’nın ölümü Haçlı ittifakını nasıl etkileyecektir? Mattias’ın gönderdiği bu yeni silahlar savaşın seyrini değiştirmeye yetecek midir? Osmanlı öncü birlikleri, düşmanın kurduğu sinsi planlarla karşı karşıya kalırken; Şamil Bey ve gönüllüleri kendilerini ölümcül bir kuşatmanın içinde bulur. Tam her şeyin bittiği anda gelen sürpriz bir hamle, savaşın tüm seyrini değiştirir. Öte yandan Vlad esaret altındayken bile tehlikenin kendisi olmaya devam eder. Zincirlerinden kurtulmayı başaran Vlad, avken avcıya dönüşür. Süleyman’ı ele geçirerek onu karanlık ve akıl almaz bir hesaplaşmanın içine sürükler. İntikamını yalnızca almakla kalmaz hissettirmek ister. Vlad’ın eline düşen Süleyman bu karanlık esaretten çıkabilecek midir? Savaş meydanında ise yalnızca kılıçlar değil, zihinler çarpışır. Sultan Mehmed’in ustaca kurduğu strateji, düşmanı adım adım kendi sonuna doğru çeker. Ve gecenin en karanlık anında iki kader, iki irade, iki düşman karşı karşıya gelir: Sultan Mehmed ve Vlad.

72. Bölüm
72. Bölüm

Sultan Mehmed, divanda Balkan haritası üzerinde Drina Kalesi’nin stratejik önemini anlatırken Bosna yolunu açacak kritik bir hamlenin eşiğinde olduğunu gösterir. Ancak Macar cephesinden gelen haberler tehlikenin büyüklüğünü ortaya koyar: on binlerce şövalye kaleyi geri almak için yola çıkmıştır. Mehmed, zamana karşı yarışırken beklenmedik bir hamle yaparak düşmanın planlarını altüst edecek bir oyun kurar. Peki Sultan Mehmed’in bu zekice planı, yaklaşan büyük tehdidi gerçekten durdurabilecek mi? Drina Kalesi’nde büyük bir keder yaşanır. Kurtçu Doğan, Yeniçeri Ağası Hüseyin Ağa’yı odasında şehit edilmiş halde bulur. Suikastın faili, kale içinde gizli bir dehlizi kullanan ve ardında satranç tahtasından bir “kale” taşı bırakan Vlad Tepeş’tir. Bu karanlık imza, yalnızca bir cinayetin değil, çok daha büyük bir meydan okumanın habercisidir. Hüseyin Ağa’nın naaşı Sofia’daki ordugaha getirildiğinde, ağasız kalan Yeniçerilerin öfkesi taşar. “Kan isteriz!” nidalarıyla otağa yürüyen askerler isyanın eşiğine gelir. Ordu içinde tansiyon yükselirken gözler Sultan Mehmed’e çevrilir. Peki Sultan Mehmed, devlet otoritesini sarsabilecek bu isyanı nasıl bastıracak? Bu sırada Eflak cephesinde Vlad ile Radu karşı karşıya gelir. Ancak savaş meydanında kılıçlar değil sözler konuşur. Vlad’ın geçmişe ve kardeşliğe dair yaptığı çarpıcı konuşma, savaşın kaderini bir anda değiştirir ve dengeleri altüst eder. Öte yandan Vlad’ın yanında görünen Karamanlı Süleyman’a gelen bir mektup, tüm hesapları değiştirecek bir ihanete kapı aralar. Süleyman’ın vereceği karar, yalnızca Vlad’ın değil, Osmanlı ile Karaman arasındaki dengelerin de kaderini etkileyecektir. Avrupa tarafında ise karanlık bir entrika sahne alır. Kral Mattias’ın yönlendirdiği gizli bir plan, Vatikan’da bir ayin sırasında gerçekleşen şok edici bir suikastla sonuçlanır ve güç dengeleri sarsılır. Tüm bu fırtınanın ortasında Sultan Mehmed, ordu içindeki fitneyi bastırmış ve sefer için son hazırlıklarını tamamlamıştır. Bosna üzerine yürüyüş başlarken, Sultan’ın mesajı nettir: Karşısına çıkanlar ya diz çökecek ya da baş verecektir.

71. Bölüm
71. Bölüm

Sultan Mehmed, Sofya’daki Osmanlı karargâhında topladığı divanda seferin yönünü değiştiren sırrı açıklar. Herkes ordunun Bosna üzerine yürüyeceğini düşünürken, Mehmed hedefin Macar diyarı olduğunu ilan eder. “Sırla yürüyen devlet” anlayışıyla şekillenen bu karar hem Osmanlı ordusunda hem Avrupa cephelerinde dengeleri sarsacaktır. Şehzade Beyazıd, düşman sarayında yürüttüğü zorlu görevle yalnızca diplomatik bir mesaj taşımakla kalmaz; ortaya koyduğu kanıtlar karşı cephede beklenmedik bir çözülmeye yol açar. Ancak bu tehlikeli vazife, baba ile oğul arasındaki görünmez mesafeyi de derinleştirir. Devlet için verilen kararların bedeli ne olacaktır? Cephede Sadrazam İshak Paşa, imkânsız denilen Drine Kalesi’ni ele geçirerek Osmanlı ordusuna büyük bir moral kazandırır. Fakat kazanılan bu başarı, karanlık bir intikam hamlesiyle gölgelenir; geçmişten gelen bağlar ölümcül bir hesaplaşmaya dönüşür. Avrupa cephesinde geri çekilme kararları ve taht hesapları yeni bir güç mücadelesi başlatır. Macar Kralı Mattias’ın emrine rağmen komutan Gabor ülkesine dönmeyi reddeder. Vlad ve Nador’un planıyla Kraliçe Katerina ile evlenerek Bosna tahtını ele geçirmeyi hedefler. Katerina bu evliliği kabul edecek midir? Komutan Gabor’un Osmanlı’ya karşı sonuna kadar savaşma kararı, dengeleri değiştirecek kadar büyük bir çatışmaya yol açabilir mi? Aile içinde kırgınlıkların büyüdüğü, cephede fedakârlığın sınandığı bu bölümde Sultan Mehmed, hem hükümdar hem baba olarak ağır bir sınav verir. Seferin kaderini belirleyecek bu hamleler zaferi mi getirecek, yoksa daha büyük bir fırtınanın habercisi mi olacak?

70. Bölüm
70. Bölüm

Fatih Sultan Mehmed, Divan-ı Hümayun’u toplar ve yeni Kızılelma’nın Bosna olduğunu ilan eder. Ancak bu karar, görünen bir sefer fermanından çok daha fazlasıdır. Bosna yalnızca bir kapıdır. O kapının ardında ise Orta Avrupa’nın en kudretli akıllarından biri durmaktadır: Matthias Corvinus. Mehmed bilir ki Bosna’ya yürümek demek, yalnızca bir toprak parçasını hedef almak değildir. Asıl mesele, “kurt gibi zeki” dediği bu kralın hamlelerini boşa çıkarmaktır. Ve bu kez çözüm kılıçta değil, kelimelerdedir. Sarayda dengeleri sarsan karar gelir. Elçi olarak Şehzade Bayezid gönderilecektir. Bu yalnızca bir diplomasi vazifesi değildir; bir şehzadenin devlet aklıyla sınanacağı, rüştünü ispat edeceği bir eşiktir. İshak Paşa içinse bu karar, ince bir siyaset hamlesinden ziyade, karanlık bir yolculuğun başlangıcıdır. Ona göre bu görev, genç şehzade için açık bir tehlikedir. Devlet aklı ile baba şefkati arasında sıkışan saray erkânı, suskun bir fırtınanın içindedir. “Aklın kılıcın, sözün kalkanın olacak.” Bu cümle, bir nasihatten öte bir kader işaretidir. Ancak sarayda herkes kaderi beklemez…İshak Paşa, şehzadenin dönüşünden emin değildir. Onu korumak için devlet nizamını zorlayacak bir planın içine sürüklenir. Gizli hamleler, geciken emirler, değişen güzergâhlar… Fakat Osmanlı sarayında hiçbir sır uzun süre gölgede kalmaz. Öte yanda, pusuda bekleyen iki isim vardır: Vlad III ve Gabor. Osmanlı’nın hazırlıklarını sezmiş gibidirler. Savaş daha başlamadan, gücü kökünden kırmayı hedeflerler. Niş’te dökülen toplar, imparatorluğun yeni kudret nişanesidir. Yanlış bir ateş, bütün orduyu karanlığa sürükleyebilir. Tek bir kıvılcım, bir ordunun kaderini değiştirebilir. Vlad ve Gabor’un planı nedir? Balkanlar’da ise rüzgâr tersine dönmektedir. Küçük prenslikler, iki büyük güç arasında kalmıştır. Kimi korkuyla, kimi hırsla taraf seçmeye zorlanır. Mehmed’in cevabı gecikmez; gölgesine sığınanla gölgesinden kaçanı ayırmakta tereddüt etmez. Ve hikâye dar bir vadide düğümlenir… Genç bir şehzade, karşısında disiplinli bir Macar ordusu ve belki de görünenden daha derin bir hesapla yüz yüzedir. Diplomasi için uzanan el mi ağır basacak, yoksa tarihin dili bir kez daha çelikle mi yazılacak?

123
...
7